Skip to content

Tecavüz yasasını eleştiren “Eksi 18” isimli filmimize sansür

Eksi 18 çıplaklık gerekçesi ile Youtube’dan silinmiştir.

Gerçekleri tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermek dışında,filmde bir çıplaklık yoktur.

eksi18

19 Şub 2017

‘Cinsel istismar’a dair bilmeniz gerekenler: 9 Soruda…

Cinsel istismar suçunda mağdurla failin evlenmesi halinde cezasız kalmasının önünü açan önerge gündeme getirildiğinden bu yana gündemde.
İktidar, toplumun geniş kesimlerinden gelen yoğun tepki üzerine önergeyi şimdilik komisyona geri çekme kararı aldı.

Ancak günlerdir süren tartışmalar, meselenin hukuki boyutunun çok az bilindiğini, karmaşık hukuki metinlerin özellikle medyada yanlış yorumlandığını gösterdi.
Cinsel istismar nedir? Hangi yaşlarda nasıl yorumlanır? Mevcut yasa ne öngörüyor ve getirilmek istenen önerge neye yol açacaktı?

1- Cinsel istismar nedir?

CRY_75852 copy72fkCinsel istismar 18 yaşından küçüklere yönelik yalnız tecavüzü değil bedensel teması içeren her türlü cinsel hareketi kapsayan bir suçtur. Örnek vermek gerekirse cinsel bir davranış olarak çocuğun okşanması, failin çocuğu kendi organlarına dokundurtması, çocuğun dudağından öpmesi gibi tüm hareketler istismar kapsamında sayılır.

2- Cinsel istismar suçunun kapsamı çocuğun yaşına göre değişiyor mu?

Evet. Cinsel istismar suçu 18 yaşın altında tüm çocukları kapsamakla birlikte çocukların yaşı dikkate alınıyor. Türk Ceza Kanunu’nun 103’üncü maddesinde çocuklar arasında ’15 yaşını tamamlamış olması’ ve ’15 yaşından küçük olması’na göre bir ayrım yapılıyor.

3- 15 yaşını tamamlamış bir çocuk için yasa nasıl bir fark öngörüyor?

15 yaşını doldurmuş çocuk açısından kanun çocuğa biraz daha yetişkinlere benzer bir şekilde yaklaşıyor ve cinsel hareket sırasında cebir, tehdit, hile gibi iradesini ortadan kaldıracak araçlara başvurulmasını arıyor.

NC UfukCRYAncak Kanun, 15 yaşını doldurmuş kişilerin de çocuk olduğunu unutmuyor. Onların gelişme seviyesine, kendilerine yönelik cinsel bir davranışın sonucunu algılayabilecek durumda olup olmadıklarına bakıyor. Sonuçta her çocuk zihnen aynı düzeyde değil, cinselliğe yönelik algı seviyesi de aynı değil.

4- 15 yaşını dolduran çocuk cinsel davranışın ne olduğunu anlayamayacak durumdaysa nasıl bir sonuca varılıyor?

Eğer çocuk 15 yaşını doldurduğunda cinsel bir davranışı kavrayabilecek ve rıza verecek olgunlukta değilse, kanun bu çocuğa karşı ayrıca cebir, tehdit, hile gibi hareketlerin bulunmasını aramıyor.

5- 15 yaşın altındaki çocuklar için kanun nasıl bir düzenleme öngörüyor?

15 yaş altı konusunda kanun oldukça hassas, çünkü bir bebek dahi bu kapsamda yer alıyor. 15 yaş sınırının nedeni çocukların psikolojik gelişiminin dikkate alınması.

Türk Ceza Kanunu, olgunluğa erişilmesi mümkün olmayan bu yaşlarda, ‘dünyadan habersiz’ çocuklara yönelik herhangi bir cinsel davranışı cebir, tehdit, hile gibi araçlara başvurmasını aramadan cinsel istismar olarak kabul ediyor.

eksi18Örneğin 10 yaşında bir çocuğa soyunması söylenirse bunu bir oyun sanabilir, ayrıca cebir, tehdit uygulanmadan istismar edilebilir. Bu çocukla cinsel ilişkiye giren birinin herhangi bir zora başvurmadığı için cinsel istismarda bulunmadığı söylenemez.

Kanun tam da bu nedenle cebir, tehdit, hile, kandırma veya iradeyi etkileyen diğer hareketlerin bulunmasını 15 yaşını doldurmamış çocuklar için hiçbir durumda aramıyor.

6- Peki önerge ne getiriyor?

AKP’nin geniş toplum kesimlerinin tepkisini çeken önergesi ‘cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda ceza açıklanmasının geri bırakılmasını, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesini’öngörüyor.

Kanunda cebir, tehdit, hile gibi araçların aranmadığı haller 15 yaşını doldurmamış çocuklar açısından suçun düzenlendiği haller. Dolayısıyla tasarı kabul edilirse 2016 yılına kadar 15 yaşından küçüklere istismar uygulamış kişiler istismar ettiği çocukla evlendikleri takdirde ceza almayacak ya da serbest kalacak.

Küçükken istismara uğramış çocukların çogu bugün 18 yaşını bile geçti, yani evlenme yaşında. Çocuklarını, özellikle de kız çocuklarını namusu olarak gören bir toplumda, dahası tecavüzcülerin değil tecavüze uğrayan çocukların öldürüldüğü bu toplumda, sağ kalan çocuklarını ‘namuslarını kurtarmak için’ evlendirme konusunda ailelerin sıraya dizilebileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.

Mevcut haliyle tasarı bu tip vakaları da kapsayacak ve dolayısıyla failleri onaylayıcı nitelikte olacaktır.

7- O halde gündemde tartışılan erken yaşta severek ‘evlenmiş’ kişilerin mağduriyeti nedir ?

İşin hukuki boyutunu bilmeyen bir insan için bile ‘istismar’ dendiğinde akla gelen, rıza gösterilemeyecek bir durumdur. Rıza olmaması için de mutlaka bir çocuğa karşı cebir, şiddet uygulanmış olması gerekmez. Çocuk ancak 15 yaşını doldurduysa bu tür hareketler aranmaktadır.

Örneğin 16 yaşındaki bir çocukla kendisine yakın yaşta bir çocuk arasında zorlama olmayan bir ilişki üzerinden tartışma yapılacaksa cinsel istismar değil, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) farklı bir suç olarak düzenlenen ‘reşit olmayanla cinsel ilişki’ söz konusudur.

Bu suçu düzenleyen TCK’nın 104’üncü maddesine bakıldığında, 15 yaşını bitirmiş çocuklarla, herhangi bir cebir, tehdit söz konusu olmadan ilişkiye girilmesi halinin düzenlendiği görülür.

Dolayısıyla 16 yaşında isteyerek cinsel ilişki kuranları ve bu ilişki sonrasında çocuğu olanları korumak için bu konuyla hiçbir ilgisi olmayan cinsel istismar suçunun faillerine yönelik düzenleme yapmak tamamen anlamsızdır. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun kişileri mağdur etmemesi için de bu suçun soruşturulması cinsel ilişki taraflarından birinin şikayet etmesi koşuluna bağlanmıştır.

Yani “Sevdikleri hapiste” denilen çiftlerden biri şikayette bulunmadıysa karşı tarafın hapiste bulunma ihtimali bulunmamaktadır. Eğer şikayet ettiyse de hapiste yatan kişiyi dışarı çıkarmak ‘aileyi kavuşturmak’ olmayacaktır.

 

8- Tasarıyı düzenleme amacı olarak gösterilen mağdurlar kim o zaman?

Basına yansıyan haberlere göre, hükümetten yetkililerle görüşen kadın örgütü temsilcilerinin açıklamaları bu konuda bize rakamlara dair fikir veriyor. Türkiye İş Kadınları Derneği’nden Nilüfer Bulut, görüşme sonrası, mağdur olduğu ileri sürülen 3 bin 500 kişiden 100 civarında kişi hariç kalanının “13 yaşında kız ve 50-60 yaşında erkekler” olduğunu söyledi.

Kanun sistematiği zaten 13 yaşında çocuklar için açıktır: Bu yaşta çocuğa karşı her türlü cinsel davranış doğrudan istismardır.

Tasarının geri çekilmesini talep eden 83 kadın örgütü bu konuda cebir, tehdit olmasa da küçük bir çocuğun rızasından bahsedilemeyeceğini vurgulamıştı.

Hatta Sümeyye Erdoğan’ın genel başkan yardımcısı olduğu KADEM de (Kadın ve Demokrasi Derneği) cinsel istismar suçunu işleyenlerin güç ve nüfuzunu kullanarak çocukların çevresini etki altına alacağını ve mağdurla evlenme yoluna giderek serbest kalmalarının önünün açıldığını belirtmişti.

Dolayısıyla kadın örgütlerinin de vurguladığı üzere, düzenlemenin korumak istediği kişileri mağdur olarak adlandırmak mümkün değildir; asıl korunması gereken hapistekiler değil, istismara uğrayan çocukların ta kendisidir.

Eğer bu çocuklar, küçük yaşta hamile kalmış ve çocukları olmuşsa yapılması gereken bu çocukları ve onların çocuklarını koruma altına almak, aynı istismarı tekrar tekrar yaşamalarının önüne geçmektir.

9- Bu durumda kanun tecavüzcüleri korumuyor demek mümkün mü?

Kanunun niyetinin ‘mağduriyetleri gidermek’ olduğu söyleniyor.

15 yaşından küçük çocuğa her türlü cinsel davranışın istismar sayılması, bu çocuklara karşı cebir, tehdit aranmamasının mantığı çocukların herhangi bir cinsel farkındalığı ve rızası olmamasıdır. O yaşta bir çocukla birlikte olanların “Birbirlerini seviyorlardı”, “Sonra kocası hapse girince mağdur oldu” denmesi mümkün değildir. Nitekim bu kişiler hukuken istismarcıdır.

Kaldı ki bu ülkenin gerçekliği küçük yaşta defalarca istismar edilen N.Ç.’den tutun, engelli olup toplu tecavüze uğradıktan sonra hamile kalan Z.K.’nin davasına kadar mide bulandıracak çok  fazla istismarla doludur.

Bunlar olmuyormuşcasına 15 yaşından küçüklere karşı cinsel istismar suçunu işleyenlere verilen cezayı kaldıran bir düzenleme getirmek, çocukları koruyan değil tersine failleri destekleyen bir sonuç doğuracaktır. ‘Toplumumuzun kanayan yarası’ aslında cinsel istismara maruz kalan çocukların korunamamasıdır.

IRMAK ERDOĞAN –  Bilgi Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Araştırma Görevlisi
Fotoğraflar ve Video : Ufuk KIRAY

 

 

17 Oca 2017

Eksi 18 – Kısa Film

Yönetmenliğini yaptığım ve kamuoyunda ‘Tecavüz yasası’ olarak da ifade edilen,
mağdur ile evlendiğinde tecavüzcüyü hapisten kurtaracak olan”cinsel istismar önergesi”ne eleştiri getirdiğimiz kısa film çalışmamız.

8 Oca 2017

Eski 18 – Kısa Film

“Tecavüz Yasası” konusunu ele aldığımız Eksi 18 isimli kısa film çalışmamızı yakında sizlerin beğenisine sunacağız.
eksi18

22 Ara 2016

Toplumsal Meselelerin Aykırı Fotoğrafçısı

 

toplumsal meseleler

22 Kas 2015

Photoshop Kursu / Taksim

Photoshop’u, Türkiye’nin en ünlü Photoshop Uzmanlarından biri olan Ufuk Kıray’dan öğrenmek ister misiniz?

* Photoshop kursu, Nihat Karadağ Fotoğraf Atölyesi’nde 10 kişilik özel sınıflarda gerçekleşmektedir.
* NKFA Fotoğrafçılık Kursu’ndan dilerseniz bire bir özel ders de alabilirsiniz. (Özel ders ücretleri için bizi arayın)

nutuk

 

20 Kas 2015

Yönetmenliğini yaptığım Neslihan Demirtaş’ın “Sadece Seviştik mi” şarkısının klibi

12 Kas 2015

Zipirit Dergi – Röportaj

1.Ufuk Kıray kimdir?

Kalıbını şekillendirmeye çalışan birisi diyebiliriz, şekillendiğinde içini doldurmaya çabalayan birisi olacağım.
Sonrasında da ortayan çıkan şey’e bakarak Ufuk Kıray’ın kim olduğunu anlamaya çalışan birisi olacağım

2.Yaşama bambaşka pencereden bakanların, hele de bunu mizahla birleştirebiliyorlarsa, Harikalar Diyarı’nın sakinleri olduğunu düşünüyorum. Sen de bunlardan birisin bana göre. Tavşan deliğinden ne zaman düştün?

Kaplumbağaya yarışta geçildiğinde, onun açtığı delikten geçmenin pek de uygun bir yol olmadığını düşünmüşümdür.
Şayet dediğin gibi o Diyar’ın sakiniysem bu kendi açtığım delikten düştüğüm için olabilir. Yani umarım öyledir.

3.Sen inanılmaz kareler çekiyorsun, mizahı kattığın çekimlerini çok eğlenceli buluyorum. Ve bu yüzden senin içsel dünyanda olan biteni merak ediyorum. Ufuk Kıray’a yaşam ne hissettiriyor?

Aslında o kareleri inanılsın diye çekiyorum. Yapı itibariyle ve ya buna hayat görüşü ya da felsefesi diyebiliriz; Ben hayatı ciddiye alan birisi değilim, nihayetinde öleceğiz. Yokken var , varken yok oluyorsun ve bu denklemin bi devamı olduğuna da pek inanamıyorum. O yüzden iki yokluk arasındaki var’lığı neden kederle doldurayım.İçsel dünyamda olup bitenler genelde bu düşünce çerçevesinde gerçekleşiyor.

4. Yaşama baktığında, daha fazlasının olduğunu düşündün mü hiç? Daha fazlasının olabileceğini hissettiğin zamanlar oldu mu? Matrix’deymişsin ve Morpheus gelip seni sistemin dışına çıkarıverecekmiş gibi…Senin fotoğraflarında sistemin sorgulamasına göndermeleri görüyorum.

Aslında benim yapmaya çalıştığım biraz Morpheus’u sistemin dışına çıkarmaya benziyor.

5. Çılgın kareler çeken bir sanatçı olarak yaptığın en çılgın şeyi merak ediyorum?

Bu röportajı kuvvetle muhtemel eşim de okuduğu için , direk 6. soruya geçiyorum :)

6. Uzaylıların dünyaya ineceği söyleniyor. Bir uzaylı ile karşılaşsan tepkin ne olurdu, ona ne sorardın?

Onlara hayal kırıklığımı iletirdim sanırım. O ana kadar Dünya dışında akıllı yaşam formlarının bulunduğuna dair inancım olduğunu ama onları gördüğümde bu inancı yitirdiğimi söylerdim.
“Biz böyle bir düzenden çıkmaya çalışırken,sizin burada ne işiniz var!”

7. Harikalar Diyarı’na almak istemeyeceğin 3 şey nedir?

Issız bir ada

8. Zipiritin bir felsefesi var, gülmekten delirelim..nasılsa yaşam bir şekilde bizi cinnet noktasına getiriyor, sonra aşıyoruz zihnin sınırlarını…Seni gülmekten delirtecek şey ne olabilir? (Mesela bu soru insanı deli edebilir, gıcık bi soru, kabul ehi J)

Gülmekten delirmek iyiymiş , Öldüm gülmekten’den daha pozitif en azından.
Beni delirtmek isteyen kişilerin eline koz vermemek için bu soruyu es geçmek iyi olacak :)
Gıcık soruya gıcık cevap olarak da adlandırabiliriz tabi parantez içine almak gerekirse:)

9. Yaşamından keyif alıyor musun, cevabın evetse Zipirit okuyucularıyla yolunu paylaş lütfen.

Evet, keyif aldığım söylenebilir. Okuyucularla paylaşmak için yolu düşünürken aklıma sadece Carlito’nun Yolu geldi.
Direk filmin linkini paylaşsam, 8. sorudaki gıcıklık performansımı devam ettirmiş olur muyum :)

10. Harikalar Diyarı’nda seninle olmak keyifliydi, Zipirit’te olduğun için de ayrıca çok teşekkürler Ufuk…

Benim düşünceme göre Diyar’ın içindeki insanlar harika olduğu için orası da öyledir. Yoksa Diyar’ın kendisi başlıbaşına öyle değil.Onu harika’laştırdığınız için asıl ben teşekkür ediyorum. Benim içinde keyifliydi …

Melodi Şule Dilmaç / 2012


12 Ara 2012

“Kuzuların Sessizliği” Kamera Arkası Görüntüleri

Genel Seçimler öncesi hazırlıklarına başladığımız “Kuzuların Sessizliği” Fotoğrafının hazırlık aşamaları ve çekim anı görüntüleri…

Yukarıdaki fotoğrafa baktığınızda , ağırlıklı olarak bilgisayar başında yaratılmış bir fotoğraf olduğunu düşünebilirsiniz.Genelde böyle bir kanı oluşuyor.Oysa bu ve benzeri fotoğrafları yaratırken öncesinde epey uğraş verdiğimiz söylenebilir. Aşağıda fotoğraf öncesi hazırlık ve çekim anıyla ilgili kısa bir video izleyeceksiniz.

Amatör bir ruh ile arkadaş grubunun yardımları sayesinde ortaya çıkan bir çalışmadır.


1 Kas 2012

Sibel Arna Röportajı- Hürriyet Gazetesi 11 Aralık 2011


Sosyal meselelere fotoğrafla tepki vermek, artık onun yaşam biçimi. Bugüne kadar birçok konuda eleştirel fotoğraflar çekti. Hatta kadına yönelik şiddetle ilgili çektiği fotoğraf, geçen yıl Hürriyet’in ‘Aile İçi Şiddete Son’ yarışmasında derece aldı. Lüleburgaz’da yaşayan Ufuk Kıray, çalışmalarını ve kendine bunları yaptıran duyguları anlattı.

 

Neden Lüleburgaz’da yaşıyorsunuz?

Herkes bunu soruyor. Tamam İstanbul’un Türkiye’nin kültür ve sanat merkezi olduğu tartışılmaz. Bu cazibenin, İstanbul’un dışını taşralaştırdığı da teorik olarak doğru. Ama benim alanımda, bugün iletişim imkânlarının da arttığını düşünürsek, İstanbul’da olmak şart değil. Yani gerek yok o kaotik şehre yerleşmeme.

Kaç yıldır fotoğraf çekiyorsunuz?

Fotoğrafçı bir aileden geliyorum, Babam Lüleburgaz’da 40 yıla yakın bir zamandır fotoğrafçılık yapıyordu. Amcam, dayım da fotoğrafçılıkla uğraşıyordu. ilginç olan, kayınpederim de fotoğrafçı. Yani fotoğrafçı bir babanın kızına âşık oldum. Bu kadar iç içe olmama rağmen, meslek olarak fotoğrafçılığa hep uzak durmuştum. Belki de tepkiydi. Fotoğrafla kurduğum ilişkinin ‘esnaflık’ ilişkisinden daha öte bir şey olması gerektiğini düşünüyordum ki bu düşünce fotoğraf çizgimin belirginleşmesinde çok etkili oldu. 20’li yaşlarımın sonunda fotoğrafı bir iletişim dili gibi kullanmaya başladım. Altı yıldır da bu dili geliştiriyorum.

 

Resmi formlarda mesleğiniz hanesini fotoğrafçı diye mi dolduruyorsunuz?

Kütahya’da, Dumlupınar Üniversitesi’nde pazarlama okudum, işletme mastırı yaptım. Bir dönem fotoğraf stüdyosu işletmeciliği yaptım; ancak fotoğrafla kurduğum ilişkinin niteliği değiştikçe o işte kalmam da mümkün olmadı. Bugün odaklandığım kurgusal fotoğraf çalışmalarından para kazanmadım ancak bunlar zaten esas derdi para da olmayan üretimlerdi.

Sosyal gündemdeki konular hakkında fotoğrafları konuşturmayı çok seviyorum. Çalışmalarım eleştirel ve mizahi kurgular olarak ayırabiliriz; iki tarzda da ürettiğim çok fazla çalışmam var.

 

Sosyal meselelerle ilgili fotoğraf çekmek ne zamandan beri takıntınız? Bu işten nasıl bir tatmin sağlıyorsunuz?

Duygularımızı harekete geçiren, onlarca olay ve durumla karşılaşıyoruz. Hepsini aslında tek ve büyük bir fotoğrafın parçaları gibi düşünüyorum. Bu tek ve büyük fotoğraftan küçücük anlatılar kuruyorum. Hayatın içine savrulmuş, darmadağın görüntülerden yeni bir fotoğraf kurguluyorum. Beni tatmin eden kısmı da bu.

N.Ç. fotoğrafının öncesinde benzer neler yaptınız?

Çok var: Yeni tütün yasası, yeni dünya düzeni, kültürel yozlaşma, banka ve soygun, korsan yayınlar, çocuk istismarı, Mavi Marmara saldırısı, yargı reformu, referandum, şike soruşturması..

“Kendi rızası indirimini kabullenemedim

 

Gelelim N.Ç. davasına…

2002’den beri süren bir dava… Üzülerek söylemeliyim ki çok geç haberim oldu. Mahkemenin kararından sonra basından ve sosyal medyadan takip ettim gelişmeleri. Özellikle mahkemenin vardığı ‘kendi rızası’ yargısına ve en alt sınırdan ceza verilerek, cezalarda indirime gidilmesini kabullenemedim. Durumun hukuka uygun olması vicdanlarımızı rahatlatmaya yetiyor mu? Bu noktada şiirin, karikatürün, öykünün, sanatın tüm dallarının beslendiği hayattan fotoğraf da payına düşeni almalıydı. Ben de hissettiklerimi fotoğrafımla anlattım.

Ne hissediyorsunuz?

Bu bence bir vahşet. Sadece N.Ç. mi? Alfabenin diğer harfleri de var. Haberimizin olmadığı nice N.Ç.’ler…

Çocuğunuz var mı? Böyle bir dünyada kız ya da erkek fark etmez çocuk yetiştirmek size ne düşündürüyor?

Üç yıldır evliyim,çocuğum yok. Ama böyle bir dünyaya çocuk getirmek gibi bir korkum da yok. Hatta dünyaya gelecek her çocuk; bu dünyanın gidişini değiştirebilecek, yeni bir umuttur diye düşünüyorum.

Bu fotoğrafı nasıl kurguladınız?

Düşünsel olarak hazırlığım yaklaşık 10 gün sürdü. Zaten düşünce süreci bittiğinde, ki o anı Newton’un kafasına elma düşme anına benzetirim hep; fotoğraf zihnimde çekilmişti. Geriye
zihnimdeki görüntüyü gerçekleştirmek kalmıştı. ışini gücünü bırakıp fotoğraf hazırlıklarıma yardım eden çok güzel dostlara sahibim. Onlarla beraber hemen hazırlıklara başladık. Bu fotoğrafta özellikle kalabalık bir ekiple çalıştık. Sanki fotoğrafa değil de N.Ç.’ye yardıma çalışıyor gibiydik.

N.Ç.’yi canlandıran küçük kız kim?

Gülşah Özdil. 16 yaşında. Bu fotoğraf aklımda oluştuğunda model olarak gözümde canlanan tek karakter oydu. N.Ç. ile ilgili bir fotoğraf kurgulayacağımı söylediğimde de tereddütsüz kabul etti. Biz sahneyi oluşturacaktık fakat fotoğraftaki en büyük etki modelin duruşu ve ifadesinden kaynaklanacaktı. Onun savunmasız, tepkisiz bir hali olsun istedim. Zaten doğal bir masumluğu vardı. Bu masumluğun üzerine tüm anlamı gözlerine, bakışlarına yüklemesini istedim. Kargalar 26 tecavüzcüyü temsil ediyor. Korkuluksa yargıyı anlatıyor. Orada korkuluk gibi duruyor, kargaların kızı delik deşik etmesine izin veriyor.

Makyajı ve diğer detayları da anlatır mısınız?

Fotoğraf için gerekli tüm malzemeleri tamamlamıştık: Tek eksiğimiz profesyonel bir FX makyaj sanatçısıydı. Fotoğraf üzerindeki her şeyin gerçekçi görünmesini istiyordum. Bir arkadaş aracılığıyla Burçin Göksu’ya ulaştım. İyi ki ona ulaşmışız, işinde çok başarılı olmasının dışında projeye tüm yüreğini ortaya koydu. Vahşetin modelin masumiyetinin önüne geçmesini istemedik, ufak yaralar kullanmayı özellikle tercih ettik

Amaç ne? Bu fotoğraf nerede nasıl bir alt metinle yer alacak?

Fotoğraflarımı kişisel web sayfamda, çeşitli sosyal platformlarda ve bazı fotoğraf sitelerinde paylaşıyorum. Sonra da onları özgür bırakıyorum. Kendi kaderlerini kendileri tayin ediyor.

Sırada ne var?

Aklıma gelen başlıklarını not aldığım küçük bir kâğıdım var, cüzdanımda taşıyorum. Orada epey fotoğraf birikti. ‘Bedelli askerlik’ konusu zihnimi çok meşgul ediyor. Çarpıcı bir fikir bulabilirsem, gelecek çalışmam bu olacak.

Sibel Arna – 11 Aralık 2011

 

 

13 Tem 2012